Linux geliştiricileri hakkında bazı sorular


linux-gelistirici


Linux dağıtımları eksisiyle artısıyla bizim göz bebeğimizdir. Onu vazgeçilmez yapan en başta özgür yazılım olmasıyla birlikte sayısız artılara sahip olmasıdır. Hatta çok az çıkabilecek sorunlarından uğraşması dahi bu kadar zevk veren başka bir olgu yoktur sanırım. Onu kullandığınızda bir parçan olduğunu hissediyor ve ona ayrı bir ilgi gösterme gereği görüyorsun kendinde. Adeta insanoğlunun elinden çıkmış bir sevgili bir sevimli çocuk ve bir yol gösterici gibi davranan izlenimleri yaşıyorsun Linux ile. Linux kullanıp da onun bu derece yakınlığını hissedenler bilir bu övgülerin yetersiz kaldığını.
Bu nedenle benim kullandığım slogan bu birlikteliği tam da yerinde ifade ediyor, Linux kullanmıyorum onu yaşıyorum...

Başlıktan anlaşılacağı gibi sorunum ne Linux ile ne de dağıtımlar ile alakalı değil, Linux geliştiricilerinin uyguladığı bazı yöntem veya politikalardır.
Linux işletim sistemi ile bize bu güzelliği sunan geliştiricilere her şeyden önce verdikleri emek için teşekkür etmek boynumuzun borcudur. Hatta emekten öte kapitalist dayatmalara karşı mücadele eden geliştiriciler olduğunu biliyor ve onlara her daim minnet borçlu olduğumuzu da belirtelim...

Bizim için bunca değeri olan geliştiriciler için olumlu eleştiri olduğu gibi olumsuz eleştiri olabileceği gerçeğini de elbette görmezden gelemeyiz.
Eleştirilerimi öz eleştiri olarak algılamak daha doğru bir yaklaşım olur. Çünkü sonuçta muhalif değil, taraf pozisyonundayım.

Şimdi gelelim rahatsız olduğum noktalara.
Ticari anlayış, sürekli akar sürekli kâra dayanan bir politika izler.
Linux işletim sistemlerinin kendisi, özgür yazılım ve açık kaynak yazılımlar ise ticari dayatmalara karşı bir isyan niteliğinde oluşmuştur. Bu yüzden tamamına yakını ücretsizdir ve özgür yazılımı kullanır. Ancak diğer taraftan da sürekli akar politikasına göre geliştirilir. Her yazılımın ve her dağıtımın yeni sürümü bir öncekinden daha çok sistem kaynağı kullanır. bir-iki sürüm sonra rahat çalışan bilgisayarı yenilemeye zorlar. Bu da ticari anlayışa dayanan, iki-üç yılda bir yenileme politikasıyla aynı noktaya gelir. Haydi diyelim ki, geliştirilen yazılımlara ayak uydurmak için bir noktada mecbur kaldıklarını varsayalım, fakat masaüstleri için de aynı yolun izlenmesi bana hiç de samimi gelmiyor. Linux dağıtımlarının tamamına yakını çok sistem kaynağı kullanan ve pahalı bilgisayara zorlayan Kde ve Gnome olarak geliştirilmektedir. Diğer Mate, Xfce, Lxde gibi masaüstü dağıtımlarından nedense bir çok özellik kırpılmış ve ikinci plana atılmıştır. Dün Lxde, Xfce masaüstü kalıbı çıkaran dağıtımlar artık bu masa üstlerine son vermiştir. Hafif masaüstleri çıkarmamak veya ikinci plana atarak sürekli akara hizmet etmekle aynı noktaya gelmiştir. Opensuse Microsoft ile yazılım paylaşımı için anlaşma yapmıştır. Microsoft ile benzer bir paylaşımı  anlaşma değilse de Ubuntu da yapmıştır. Ayrıca Linux dağıtımlarının yüzde doksanı halen text kurulum ısrarıyla daha geniş bir kullanımı engelliyorlar. Bütün bunları toparladığımızda karşımıza kâra dayalı politikayla aynı noktada örtüşen bir Linux dağıtım politikası çıkıyor...

Bu rahatsızlıklarımı benzer bir ifadeyle sadece Kde geliştiren Pisi linux geliştiricilerine de ilettim. Aldığım yanıt kısaca "Yersen" anlamında oldu.
Bilgisayar kullanmak için önce para lazım, uygulanan politikaya ayak uydurmak için de onu sürekli yenilemek gerekir. Çoğunluğu yoksul olan bu ülkede Kde masaüstünün yanlış olduğunu anlatmanın cevabıydı bu yersen davranışı...

Açıkça görülüyor ki, Linux geliştiricileri ticari dayatmada aynı noktaya gelmiş durumda. İnsan ister istemez şu soruları da sormadan edemiyor, Linux kullanıcı sayısı bilerek mi Windows'tan geride tutuluyor ve acaba Linux'un ileride tamamen ticarete kayacağının hazırlığı mı yapılıyor?
Umarım bu iki soru varsayımdan öteye gitmez...


İlledelinux

Yorumlar